Gaziantep, Allah’ın “yürü kulum” dediği illerden biri… Sadece sanayisiyle, gastronomisiyle değil; yerel yönetim anlayışıyla da dikkat çeken bir şehir. Özellikle il merkezindeki üç belediye; Büyükşehir, Şahinbey ve Şehitkamil belediyeleri, hizmet noktasında adeta bir yarış içinde.
Artık sadece yol yapmak yetmiyor
Uzun yıllardır altyapı ve üstyapı ihtiyaçlarını büyük ölçüde karşılayan bu belediyeler, artık farklı bir kulvara yönelmiş durumda: sosyal belediyecilik. Yani sadece yol, kaldırım, park değil; doğrudan insanın günlük yaşamına dokunan hizmetler…
Bir kuyruğun anlattığı gerçek
Bunun somut bir örneğine iki hafta önce şahit oldum. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın düzenlediği somut olmayan kültürel miras bölge toplantısı için gittiğimiz Gaziantep’te, kısa bir şehir gezisi sırasında dikkat çekici bir manzarayla karşılaştık.
Şehitkamil ilçesinde modern bir pazarın yakınında uzun bir kuyruk… Öyle sıradan bir kuyruk değil; 40-50 metreyi bulan, sürekli uzayan bir insan zinciri. İlk bakışta ne olduğunu anlayamadık. Merak edip yaklaştığımızda gerçeği öğrendik: Büfede baklava satılıyordu.
“Bu kadar kuyruk varsa bir hikmeti vardır” diyerek biz de sıraya dahil olduk.

Ucuz değil, erişilebilir hizmet
İlginç olan şuydu: Kuyruktan çıkan kadar insan tekrar kuyruğa giriyor, hatta yeni gelenlerle birlikte sıra daha da uzuyordu. Daha da dikkat çekici olan ise insanların birer kilo değil, birkaç kilo baklava almasıydı.
Sırada beklerken sohbetlerden öğrendik ki bu üretim, belediyeye bağlı bir şirket aracılığıyla yapılıyor. Vatandaşların anlattığına göre hem belediye yönetimi hem de şirket yöneticileri bu konuda oldukça başarılı bir çalışma yürütüyor.
Mesele baklava değil, anlayış meselesi
Burada asıl mesele baklava değil aslında… Mesele, belediyenin sosyal hayata dokunma biçimi. Uygun fiyatla kaliteli bir ürünü halka sunmak, aynı zamanda bir şehir kültürünü yaşatmak ve yaygınlaştırmak.
Gaziantep’te gördüğüm bu tablo, sosyal belediyeciliğin ne anlama geldiğini çok net bir şekilde ortaya koyuyor.
Peki ya bizim şehirler?
İster istemez insan kendi şehrini de düşünüyor.
Acaba bizim belediyelerimiz de altyapı ve üstyapı hizmetlerini tamamladıktan sonra bu tür çalışmalara yönelir mi? Şehrin birkaç noktasında perde pilav, kitel ya da benzeri yöresel yemeklerin uygun fiyatla sunulduğu mekanlar oluşturulsa kötü mü olur?
Büyük projeler değil, doğru dokunuşlar
Belki de mesele çok büyük projeler değil… Küçük ama etkisi büyük dokunuşlardır.
Gaziantep’te bir baklava kuyruğunda gördüğüm şey tam olarak buydu.












Leave a Reply