Ayhan Mergen | Gazeteci Yazar
Bazı zamanlar vardır; şehirler konuşmaz, yapılan işlerle kendini anlatır. Kriz anlarında söylenen sözlerden çok, kriz yaşanmadan önce atılan adımlar kalıcı iz bırakır. Sel geldiğinde herkes konuşur; asıl mesele, sel gelmeden önce ne yapıldığıdır. Çünkü herkes bilir ki sel suyuna olta atılmaz. O suda bereket değil, karmaşa vardır. Balık değil, enkaz sürüklenir. Ama önceden setler inşa edilmişse, su da yönünü bulur, şehir de nefes alır.
Siirt’te son dönemde tam olarak bu farkı gösteren örnekler yaşanıyor.
İl Özel İdaresi bünyesinde kurulan asfalt plenti, kentin kırsal altyapı tarihinde bir ilki temsil ediyor. 121 kilometrelik BSK asfalt yol yapımı, yıllardır konuşulan ama hayata geçirilemeyen bir ihtiyacın somut karşılığı oldu. Üstelik bu tesis yalnızca yol üretmekle kalmadı; kendi maliyetini amorti ederek kamu kaynaklarının doğru ve planlı kullanıldığını da ortaya koydu. Bu, günü kurtaran değil, yarını inşa eden bir anlayışın ürünüydü.
Bu tür yatırımlar kriz anlarında yapılan geçici müdahaleler değildir. Bunlar, yağmur yağmadan önce açılan kanallardır. Aynı perspektifle kilitli parke taşı tesisi kurulması yönünde hazırlıkların yapılması da dikkat çekiyor. Bu yaklaşım, Siirt’te sorunu her yıl yeniden konuşmak yerine, kökten çözme iradesinin güçlendiğini gösteriyor.
Sadece altyapı değil, kurumsal işleyiş açısından da önemli bir tablo ortaya çıkıyor. Personelin sorunlarına çözüm üretmeye dönük, işçi dostu bir anlayışın benimsendiği görülüyor. Masada kalan değil, muhatabını dinleyen; personeli yalnızca görev yapan bir unsur değil, işin paydaşı olarak gören bir yönetim tarzı… Kurumların verimliliği tam da bu noktada başlar. Çünkü kendini güvende ve değerli hisseden personel, hizmetin kalitesini doğrudan artırır.
Bu yaklaşımın özellikle altını çizmek gerekir. Şehirler açıklamalarla değil; tesislerle, üretimle ve planlamayla güçlenir. Bir sorunu her yağmurda yeniden konuşuyorsak orada yönetim değil, alışkanlık vardır. Sorunu tekrar etmeyecek şekilde çözenler ise sel suyuna olta atanlar değil, set yapanlardır.
Elbette herkesin sorumluluğu vardır; kurumların, yerel yönetimlerin, ilgili tüm birimlerin… Ancak bugün Siirt’te bazı adımların ve bakış açılarının net biçimde ayrıştığını da görmek gerekiyor. Kalıcı çözümler arayanlarla krizin fotoğrafını vermekle yetinenler aynı yerde durmaz.
Bu noktada Vali Dr. Kemal Kızılkaya’nın yaklaşımını ayrıca not etmek gerekir. Günü kurtarmaya değil, sistemi kurmaya odaklanan; geçici değil, sürdürülebilir çözümler üreten bir çizgi… Şehirler tam da bu anlayışla ayağa kalkar.
Sel geçer, su çekilir. O gün kim gerçekten çözüm üretti, kim sadece konuştu; geriye dönüp bakıldığında net biçimde görülür. Şehir hafızası şunu yazar: Sel suyuna olta atanlar unutulur, set yapanlar kalır.











