8.Siirt Uluslararası Kısa Film Festivali kapsamında düzenlenen “İslam Düşmanlığına Karşı Sessiz Direniş” adlı özel film gösterimi, yoğun katılım ve büyük beğeniyle gerçekleştirildi.
Siirt Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Konferans Salonu’nda saat 15.00’te düzenlenen gösterimin ardından gerçekleştirilen söyleşinin moderatörlüğünü Doç. Dr. Mahir Özhan üstlendi. Söyleşiye konuşmacı olarak katılan Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Dr. Nazif Yılmaz, İslam düşmanlığının tarihsel, kültürel ve zihinsel arka planına dair kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.
“Bu mesele sadece Batı’ya mahsus değil”
İslam düşmanlığının yalnızca Batı dünyasıyla sınırlı olmadığını vurgulayan Dr. Nazif Yılmaz, meselenin esasen zihinlerde başlayan bir problem olduğuna dikkat çekti. Yılmaz, “Bu durum sadece Batı’ya mahsus değildir. İslam’a karşı düşmanlığın olduğu her yerde, İslamofobi kavramı üzerinden bir İslam nefreti ve düşmanlığıyla karşılaşıyoruz. Film, bunun yalnızca bir kesitini sunuyor. Bugün İslamofobi olarak adlandırılan şey, bir süreçten ziyade bir sonuçtur.” ifadelerini kullandı.

“İslamofobi, korku değil nefrettir”
İslamofobi kavramının yanlış biçimde “korku” olarak tanımlandığını belirten Yılmaz, bunun aslında nefrete dönüşmüş sistematik bir düşmanlık olduğunu söyledi. Yılmaz, “İslamofobi, İslam korkusu değil; zihinlerde ve gönüllerde nefrete dönüşmüş bir İslam düşmanlığını ifade etmektedir.” dedi.
“İslam düşmanlığı tarihsel bir olgudur”
İslam’a yönelik düşmanlığın tarihsel bir geçmişe sahip olduğunu dile getiren Yılmaz, bu sürecin İslam’ın tebliğiyle başladığını ifade ederek, “Sevgili Peygamberimizin İslam’ı tebliğ etmesiyle birlikte, farklı biçimlerde de olsa bu düşmanlık ortaya çıkmıştır. Bunu baştan tespit etmek gerekir.” diye konuştu.
“Yaşananlar modern bir haçlı seferidir”
Batı’da son yıllarda yaşanan gelişmelere değinen Yılmaz, 11 Eylül saldırılarının ardından başlayan sürecin İslam karşıtlığını derinleştirdiğini belirterek, “Fransa’daki karikatür olayları ve Salman Rüşdi üzerinden yürütülen tartışmalar, her ülkede farklı başlangıçlar gibi sunulsa da özünde bu sürecin modern bir Haçlı seferi olduğunu görmek gerekir.” ifadelerini kullandı.

“Amaç, Dünyayı Müslümanlara Çok Görmek”
İslam düşmanlığının arka planında Müslümanların güçlenmesini engelleme düşüncesinin bulunduğunu vurgulayan Yılmaz, “Bu mesele İslam korkusu değil, İslam nefreti üzerinden değerlendirilmelidir. Daha önce zenofobi, yani göçmen düşmanlığı üzerinden yürütülen süreç, bugün tamamen İslam düşmanlığına dönüşmüştür.” dedi.
“Bu bir ırk nefreti değil, kültürel bir nefrettir”
İslam ile Kur’an’ın birbirinden ayrılmaz olduğunu belirten Yılmaz, dile getirilen nefretin bir ırka değil, kültüre yönelik olduğunu vurgulayarak, “Bugün karşımıza çıkan bu nefret, ırksal değil; tamamen kültürel bir nefret ve söylem üzerinden şekillenmektedir.” şeklinde konuştu.
“Müslüman kimliğini temsil eden her şey hedefte”
Müslümanların dini pratiklerinin sistematik biçimde hedef alındığını belirten Yılmaz, “Başörtüsü, helal gıda tercihi ve Müslüman kimliğini temsil eden her unsur hedef alınmaktadır. Bu durum, İslam kültürüne karşı açık bir düşmanlığın göstergesidir.” ifadelerini kullandı.
“Avrupa, Müslüman nüfusun artmasından endişe duyuyor”
Batı dünyasının Müslüman nüfusun artışından kaygı duyduğunu dile getiren Yılmaz, “Avrupa’da Müslümanların çoğalacağına ve ilerleyen yıllarda bu coğrafyada etkili olacağına dair ciddi bir korku söz konusudur.” dedi.
“Üstün ırk anlayışı İslam nefretini besliyor”
İslam nefreti söyleminin arkasında Batı’nın kendisini üstün görme anlayışının bulunduğunu belirten Yılmaz, “Batılı toplumlar tarih boyunca kendilerini üstün bir ırk olarak görmüş, bu anlayışla gittikleri coğrafyaları ‘medenileştirme’ iddiasıyla işgal etmişlerdir.” diye konuştu.
“Kavramların Ardına Gizlenen Bir Din Nefreti Var”
Konuşmasının sonunda Dr. Nazif Yılmaz, Batı’nın kullandığı kavramların ardında açık bir din ve İslam nefreti bulunduğunu vurgulayarak, “Kavramların arkasına gizlenerek, içlerindeki İslam ve Peygamberimiz’e yönelik nefreti ifade etmeye çalışmaktadırlar.” ifadelerini kullandı.
Özel film gösterimi ve söyleşi, katılımcıların yoğun ilgisiyle sona erdi.















