Siirt’in kaderi sahipsizlik mi?

Bir şehir düşünün…

Havalimanı var ama uçağı yok.

Terminali yenilenmiş ama yolcusu endişeli.

Bilet alan vatandaş, uçağın gerçekten kalkıp kalkmayacağını son ana kadar bilemiyor.

Burası Siirt.

Yıllardır aynı cümleleri kuruyoruz, aynı vaatleri dinliyoruz, aynı sorunları yaşıyoruz.

Ve ne yazık ki artık kimsenin şaşırmadığı bir tabloyla karşı karşıyayız.

Türkiye, dünyanın dört bir yanına hava köprüleri kurarken, kendi vatandaşını bir il merkezinden başka bir şehre ulaştırmakta zorlanıyorsa burada ciddi bir yönetim sorunu var demektir.

Üstelik sorun yeni de değil.

Otuz yılı aşkın süredir hizmet veren Siirt Havalimanı, her dönem “çözülecek” denilen ama bir türlü çözülemeyen kronik bir probleme dönüştürüldü.

Milyonlar harcanıyor, sonuç değişmiyor

Kamu kaynaklarıyla terminal binaları yapılıyor.

Altyapılar yenileniyor.

Resmî törenlerle açılışlar gerçekleştiriliyor.

Peki vatandaş ne görüyor?

İptal edilen seferler…

Başka illere yönlendirilen uçaklar…

Fahiş bilet fiyatları…

Ve bitmeyen belirsizlik.

Eğer yapılan yatırım vatandaşın hayatını kolaylaştırmıyorsa, o yatırım amacına ulaşmış sayılabilir mi?

Bahane üretmenin zamanı geçti

Bugün teknik değerlendirmeler, belirli uçak tiplerinin Siirt Havalimanı’nı kullanabileceğini ortaya koyuyor.

Demek ki mesele sadece pist değil.

Asıl mesele irade.

Asıl mesele takip.

Asıl mesele, bu şehrin hak ettiği hizmeti alması için gereken mücadeleyi kimin vereceği.

Çünkü Türkiye’nin benzer büyüklükteki birçok ilinde birden fazla hava yolu şirketi faaliyet gösterirken Siirt’in tek seçeneğe mahkûm edilmesini normal kabul etmek mümkün değildir.

Sessizlik de bir tercihtir

En acı olan ise yaşanan bu tablo karşısındaki sessizliktir.

Milletvekilleri nerede?

İş dünyası nerede?

Sivil toplum kuruluşları nerede?

Ticaret ve Sanayi Odası nerede?

Şehrin kanaat önderleri nerede?

Her seçim döneminde Siirt’in geleceğinden söz edenler, ulaşım gibi hayati bir konuda neden ortak bir masa kuramıyor?

Pegasus gibi özel hava yolu şirketleriyle neden güçlü bir müzakere yürütülmüyor?

Neden bu şehir için ortak bir irade ortaya konulmuyor?

Bir şehir, yalnızca seçim zamanlarında hatırlanacak kadar değersiz değildir.

Bu şehir bunu hak etmiyor

Hava ulaşımı artık bir konfor meselesi değildir.

Bu; sağlık hizmetidir.

Eğitimdir.

Turizmdir.

Yatırımdır.

İstihdamdır.

Ekonomidir.

Bir iş insanının yatırım kararıdır.

Bir öğrencinin geleceğidir.

Bir hastanın hayata tutunma umududur.

Dolayısıyla Siirt’in hava ulaşımı meselesi, birkaç seferin iptal edilmesinden ibaret değildir.

Bu mesele, devletin bölgesel kalkınma hedefleriyle de doğrudan ilgilidir.

Artık sorumluluk alma zamanı

Bugün bu şehir için konuşması gereken herkes konuşmalıdır.

Valilik…

Milletvekilleri…

Belediyeler…

Ticaret ve Sanayi Odası…

Üniversite…

Sivil toplum kuruluşları…

Hiç kimse “Bu benim görevim değil.” deme lüksüne sahip değildir.

Çünkü sessiz kalmak, sorunun bir parçası olmaktır.

Siirt yıllardır sabrediyor.

Ama sabır, ihmalin mazereti olamaz.

Bu şehir yardım istemiyor.

Lütuf istemiyor.

Ayrıcalık istemiyor.

Sadece Türkiye Cumhuriyeti’nin diğer şehirlerine tanınan ulaşım hakkından eşit şekilde yararlanmak istiyor.

Ve bunun için artık şu soruyu yüksek sesle sormanın zamanı geldi:

Siirt gerçekten sahipsiz mi, yoksa sahip çıktığını söyleyenler sadece konuşmayı mı tercih ediyor?